Destek İndirim -
Destek Dükkan
0
Sepetim
Yazarlar
Değerlendirme
Fiyat
Yayınevleri
Diller

Yayınevleri

Yazarlar

Fiyat

Diller

Değerlendirme

Önceki sayfa
Sıralama
İzmir’de Son Gemi Destek Yayınları

İzmir’de Son Gemi

Savaşın, üstüne gölge düşüremediği kardeşliğin ve aşkın romanı İzmir’de Son Gemi, resmi tarihin dışından seslenen ve tarih bilincine yaslanan bir roman. Suyun iki yakasındaki halkların, egemenlerin kurduğu tuzaklardan arındığında, kardeşçe ve içtenlikle nasıl kucaklaşabileceklerini, aynı kederde ve sevinçte bir bütün olabileceklerini son derece yalın ve lirik bir dille anlatıyor. İzmir’de Son Gemi’nin serüveni her şeye karşın hâlâ suyun iki yanında da sürmekte...

Söylenmemiş Son Söz Beyaz Baykuş Yayınları

Söylenmemiş Son Söz

YALNIZLIK, AYNI ZAMANDA ÖZGÜRLÜĞÜN DE OLDUĞU YERDİR. BAŞKA BİR DEYİŞLE, ÖZGÜRLÜĞÜN BEDELİDİR. Dişilik ve onun yakıcı enerjisi; güzelliği, gücü, ışığı... Ve bu güçle kendi cenaze törenlerinde söz alarak, tutkuyla ve tarihin onları marjinalleştirmesine duydukları öfkeyle, suçlama niteliği taşıyan bir veda konuşması yapan kadınlar... Concita De Gregorio’nun Dora Maar gibi çocukken ya da Amelia Rosselli gibi ergenken yüz yüze geldiği veya büyüdüğünde tanımadan tanıştığı ve daha sonra eserlerinde aradığı kadınlar: Carol Rama, Nise da Silveira, Vivian Maier, Silvina Ocampo, Maria Lai, Lisetta Carmi ve daha birçokları. Hepsi böyle tanınmış değiller, hatta çoğu zaman çıkmaz sokaklarda kaldılar, yasaklandılar, dışlandılar, geride bırakıldılar. Zamana, geleneklere, topluma göre önde oldukları için, ...

Mutsuzluğun Savunması Beyaz Baykuş Yayınları

Mutsuzluğun Savunması

Mutsuzluk kaçınılmazdır ama hayat her zaman bundan daha fazlasıdır. Günlük mutluluk üzerine şimdiye dek yapılmış en uzun bilimsel çalışma. Mutluluğu ölçmek imkânsızdır... Bu cümle size tanıdık gelebilir ancak Kopenhag’daki Mutluluk Araştırma Enstitüsü’nde yaklaşık 20 yıldır yapılan bilimsel bir çalışma mutluluğa dair inançlarınızı altüst edecek. Veri analisti Alejandro Cencerrado, 18 yaşından itibaren kendi mutluluğunu ölçmeye başladı ve 0’dan 10’a kadar puanlayıp kaydederek gelişmiş istatistiksel cihazlarla analiz etti. Cencerrado, bu zaman diliminde finansal krizlere girip çıktı, üç farklı ülkede yaşadı, Nokia’dan akıllı telefona geçti, Corona virüs salgınına şahitlik etti, evlendi ve hamilelik testinde pozitifi gördü... Peki tüm bunlar olurken mutluluğu nasıl bir seyirde ilerledi? Mutsu...

Bunaltı Çağında Yaşamak Beyaz Baykuş Yayınları

Bunaltı Çağında Yaşamak

"Kaygı, var olmamamızın deneyimidir." – Jacques Lacan Çağımız birçok açıdan bunaltı çağı. Yeni ekonomik düzenin getirdiği güvensizlik, geleceğe yönelik belirsizlik, ortalığa saçılmış binlerce seçenekle boğan tüketim kültürü, krizler, savaşlar ve artan adaletsizlik. Bu çağda birkaç sağlam panik atak geçirmeden hayatta kalmak mümkün mü? Dünya böyle bir haldeyken kaygı, endişe ve panik atağın bir hastalıktan ziyade, çağımızın biricik duygu durumu haline geldiğini kabul etmek gerek belki de. Öte yandan her kaygı, bunaltı ya da panik atak yalnızca dışımızdaki keşmekeşten beslenmez. Bazıları bize dair, bilinçdışımızda oluşan kaosun, karmaşanın ve yanlış yerleştirmelerin bir sonucu olarak doğar. Bu durumda derinlere dalarak, Lacan’ın dediği gibi, "ötekinin arzusunun (bakışının) sezilmesiyle" doğa...

Ayıp Şeyler - Cinsellik ve İlişkiler Üzerine Destek Yayınları

Ayıp Şeyler - Cinsellik ve İlişkiler Üzerine

"Bİlİncİmİze çıkaramadığımız şey, karşımıza yazgı olarak çıkar."– Carl G. Jung • Kaç yaşında cinsel ilişkiye başlanmalı? • İlk gece korkusu nasıl yenilir? • Seks süresi 60 dakika uzatılabilir mi? • Cinsel uyumsuzluk ilişkinin kaderini nasıl etkiler? • Porno bağımlılığı nedir ve neye mal olur? • Cinsel narsisizm bir aldatma nedeni midir? Cinsellik üzerine daha birçok sorunun cevabını en kolay ve en anlaşılır şekilde cevaplayan Klinik Psikolog Dr. Mehmet Başkak, sorunların çözümü üzerine de son derece pratik ve güçlü tavsiyeler sunuyor. Cinsel sorunlar yaşanan ilişkileri kurtarmanın yanı sıra sağlıklı ilişkileri de renklendirecek olan bu kitap, cesur ve bilimsel bir kılavuzdur.

Türk Naziler - Tarihle Hesaplaşma Destek Yayınları

Türk Naziler - Tarihle Hesaplaşma

ÖNCE NAZİ OLDULAR SONRA ABD/CIA NEFERİ! Bu kitaptan kimler rahatsız olacak? Önce Nazilere sonra ABD’ye hizmet eden İslamcılar, milliyetçiler, ulusalcılar: • Türkiye’de antiemperyalist soykırımı nasıl ve neden yapıldı? • İsmet İnönü ülkesini ateşe atan bir siyasetçi miydi? • Hitler’e yalakalık yarışında en önde koşanlar nasıl ödüllendirildi? • CHP’ye kendi çocukları nasıl boğduruldu? • Köy Enstitüleri’ni öldüren cellat kimdi?• Atatürk bir diktatör müydü? • Türkiye’de ilk Nazi kontrgerilla birlikleri nasıl kuruldu? • Sovyetlere sabotaj eylemine katılan Türk Nazilere ne oldu? • Atatürk yaşarken nasıl etkisizleştirildi? • Naziler tarikatları nasıl besledi? • Hitler’in kitabı Kavgam’ı ayet gibi çeviren imam kimlerle gizli komite kurdu? • Atatürk, Hitler’e nasıl bakıyordu? Tüm bu soruların ve da...

Duyusuzlar Destek Yayınları

Duyusuzlar

Görmezden geldiğin her şey, tam da şu an geleceğini inşa ediyor. Görmek, duymak, tatmak, koklamak ve hissetmek... İnsanoğlunun yönetme ve geliştirme kabiliyetine sahip olduğu üstün niteliklerinden sayılan beş duyu... Ne var ki artık hepsi köreldi hatta çoğunda hiçbiri çalışmıyor bile. Gözler var görmüyor, diller var tek sözü yok, türlü çeşitli lezzetler doğmaya devam ediyor ama ağızların tadı yok, pahalı parfümlerden tenin gerçek kokusuna ulaşmak, ötekini ayırt etmek, hissetmek neredeyse mümkün değil. Duyusuzluk çağı, uzaklarda distopik bir evren gibi görünse de aslında tam olarak içine doğduğumuz narsistik ve teknolojik dünyanın tam da kendisi... Yazar Yelda Kırçuval’ın kaleme aldığı Duyusuzlar romanı, hayatın içinden kahramanların, suyun kaynamakta olduğunu hissedene kadar öldüğünü fark ...

Saçın Yüzüne Değse
 
Destek Yayınları

Saçın Yüzüne Değse

KISKANDIĞIMDA DEĞİŞİR, ÖZENDİĞİMDE GELİŞİRİM Gelecek adına umutlu olmamızı sağlayan bir kitap daha... Mario Levi Kıskançlık ve özenme zihnin farklı kıvrımlarında gizlenir. Bu kitaptaki hikâyeler bu gölgeleri aydınlatıyor ve okuyucuya sıra dışı bir oyun sunuyor. Uğur Batı Kıskanmak ve özenmek... Bu can yakıcı iki duyguyu bu metinlerde böyle görmek oldukça özenilecek ve hatta kıskanılacak bir durum. Hakan Akdoğan Kitabın içindeki hikâyeler hepimizin özeneceği öğeler barındırıyor. Okuyanların kendi hayatlarından pay bulacakları hikâyelerin hayata katkı vermesi dileğiyle. Zuhal Gürçimen Kıskançlıklarıyla göz göze gelen insan, karanlığı ile yüzleşir. Kolay değildir. Hasan Gümen Edebiyata yön veren duygulardandır kıskanmak... Özenmek ise onun aklı başında amca oğlu. Selda Terek

Sessiz Haykırış Destek Yayınları

Sessiz Haykırış

“YÜREKTE BIRAKILAN İZLER KADAR VARIZ...” Kalem benim kalemim olsa da eser sizin eseriniz. Türevlerinin aksine hiçbir kurgu ya da yaşantıya yer verilmedi bu kitapta. Parmak izi misali acıların da kişiye özel olduğuna inananlardanım ben. Kaybedişler, ihanetler, vefasızlıklar da bu izler gibidir. Okurken “Acaba yazarla bir yerden tanışıyor muyuz?” diyeceğiniz, ömrünüzün arka penceresinden anlatır gibi bir içtenlikle size sunulan bir yürek var elinizde. İster bir roman deyin türüne isterseniz de bir yürek otobiyografisi. Yazar Onur Soğum bu ilk kitabında, asıl sevginin insanın kendi içindeki sevgiyi bulma yolculuğu olduğunu anlatırken, bu yolda acı çekmeden de sevgiye varılamayacağını sarsıcı bir dille anlatıyor. Sessiz Haykırış, yaşadığımız çağda ayakta kalabilmek adına tek kalesi olan insani...

İncinmişsin Destek Yayınları

İncinmişsin

BELKİ DE SORUN BENDE DEĞİL SENDEDİR Sevgiyi bilmeyen ellere kalbini emanet ettiğin için herkesi aynı sanma. İncinmekten korkup yeni kararlar almaktan, yeni başlangıçlar yapmaktan ve yeni bir düzen kurmaktan korkma. Kötü kalpli insanlara iyi davrandığın için kendini suçlama. İsteklerini, hedeflerini, kararlarını ve hayallerini önceliğin yaptığın için kendine kızma. Sevgini, enerjini ve zamanını sadece buna değeceğine emin olduğun insanlara sunduğun için kendini soğuk, kibirli ya da asosyal sanma. Kendinle vakit geçirmeyi tercih ettiğin ve bundan keyif aldığın için yalnız kaldığını düşünme. Kontrolün sende olduğunu unutma. Hikâyeler birbirine benziyor olsa da bu kez sonu farklı olacak. Çünkü bu kez incinmeyeceksin, güven bana...

Hahakuo - Hayalini Hayata Katma Okulu Destek Yayınları

Hahakuo - Hayalini Hayata Katma Okulu

En son ne zaman kattın hayalini hayatına? Biliyorum, kaybolduğunu düşündüğün anlar var. Tıpkı Hayat Kerimzade gibi. O, bittiğini sandığı noktadan yeni bir yol çizdi kendine ve hayat ustalığı yolculuğuna çıktı. Kendi hayatının bir yönetim kurulu olduğunu ve kararları başkalarının verdiğini fark etti. Sorunların bataklıklarını ve onları kurutan okaliptüsleri tanıdı; kişilerin değil, fikirlerin liderlik ettiği bir dünyanın daha yaşanası olduğunu gördü. Tüm bunlar, koca bir belirsizliğin içinde bilgeliği taşıdı ona ve zafere giderken seferden de keyif almayı öğretti. Yani sevgili okur, cesaret etmeden bilemezsin yeni yolların seni nereye ulaştıracağını. Hele bir çık bakalım yolculuğuna, yerinde sayma. Yaşanmış, gözlemlenmiş vakalarda senin de kendinden parçalar bulacağın bu kitapla bulmacayı b...

Gelecek Bilgisi Terimleri Sözlüğü
 
Destek Yayınları

Gelecek Bilgisi Terimleri Sözlüğü

“Bir fütürist gibi düşünebilmek, gelecek okuryazarlığı kazanmak ve geleceği şekillendirebilmek için Türkiye’de ilk defa bir fütürist sözlük hazırlandı.” Fütürizm, insanlık olarak eriştiğimiz bilgi ve teknolojiyi kullanarak muhtelif gelecekler oluşturulabileceğini kabul eder ve yaşamın tüm boyutları için alternatif senaryolarla olumlu gelecek tasarımı yapılabileceğini benimser. Fütürizm, çoklu disiplinli yaklaşımla, uzgörülü, yenilikçi, stratejik ve sürdürülebilir öneriler geliştirir. Bu ansiklopedik sözlük bünyesinde, birçok yerli ve yabancı kaynak üzerinden araştırma yapılarak günümüzde yeni yaygınlaşan terimlerin Türkçe anlamı, tarihçesi, kullanım alanı ve teknolojisini de kapsayan bilgilere yer verilmiştir. Günümüzde kullanılan ve henüz kullanılmasa da gelecekte hayatımızda yer kaplayac...

Rızası Yok-bir Kereden Çok Şey Olur! Destek Yayınları

Rızası Yok-bir Kereden Çok Şey Olur!

"KOŞUYOR ALTI YAŞINDA BİR OĞLAN UÇURTMASI GEÇİYOR AĞAÇLARDAN..." – NÂZIM HİKMET Bu kitap, cinsel istismar mağduru, görmezden, duymazdan gelinen, "Bir kereden bir şey olmaz!" "Küçüğün rızası varmış!" gibi savunmalarla vakaları geçiştirilen, toplu tecavüze uğrayan, cemaat evlerinde kafası kesilen ve yurtlarda diri diri yanan, altı yaşında evlendirilen çocuklar için yazıldı. Bu çocuklar, mağdur edildikten sonra, buharlaşıp yok olmuyorlar. Büyüyor ve topluma karışıyorlar. Mağdurun hikâyesi o gün, o saatte, o korkunç hadiseden sonra son bulmuyor, aksine tam olarak orada başlıyor. Devasa travmaların üzerlerinde bıraktığı etkileri anlayamadan, kimseye anlatamadan, hayata karışıyor, çocuk olmayı hiç deneyimlemeden, kendilerini güvende hissetmeden yanı başımızda yaşamaya çalışıyorlar. O çocuklar bü...

Türk Hitler Destek Yayınları

Türk Hitler

ANCAK TARİHİN KARANLIĞIYLA YÜZLEŞEBİLENLER HAK ETTİKLERİNE ULAŞABİLİR Ercan, Almanya’da uzun yıllardır oyunculuk yapıyordu. Başarılı da bir oyuncuydu ancak yetenekleri ırkçı birtakım önyargılarla baskılanıyordu. Arap bir aile babası, Ortadoğulu bir terörist, İranlı bir göçmen ya da imam dışında başka roller oynaması mümkün değilmiş gibi görünüyordu. Ne hak ettiği şöhrete ulaşabiliyordu ne de hak ettiği parayı kazanabiliyordu, üstelik yeteneğini de tam olarak ortaya çıkarma fırsatı bulamıyordu. Önyargılar kafesine hapsedilmiş, zor zapt edilen bir kaplan gibiydi adeta... Sonunda kafesinden çıkmaya karar verdi. Almanya’da Türk olmanın bedelini ödemekten yorulmuştu artık. İşin kuralı neyse ona göre oynamaya hazırdı. Artık sadece role girmeyecek, hayatın içindeki rolünü de değiştirecekti.

Yeşil Mavi Hayat Destek Yayınları

Yeşil Mavi Hayat

İllüzyon Ekonomisi Destek Yayınları

İllüzyon Ekonomisi

Enflasyonu Üç Harfle Tarif Et: ZAM Medya üzerinden bize anlatılan Türkiye sanki bir Norveç ya da Finlandiya... Yaşam koşullarımız o kadar iyi yani. Bir elimiz yağda bir elimiz balda. Geliştikçe de gelişiyoruz üstelik. Esen her rüzgâr bizden yana... Ancak çarşıya pazara çıktığımızda inanılmaz bir hayat pahalılığıyla karşı karşıyayız. Savaş koşullarında görebileceğimiz bir hızla arttı enflasyon. Aniden fakirleştik. Artan kiralar nedeniyle yıllardır yaşadığımız muhitleri terk etmek zorunda kaldık. Kendimizi bir anda ciddi bir barınma sorunuyla karşı karşıya bulduk. Bize anlatılanlarla yaşadıklarımız arasındaki farklar çok büyük... Gerçekler bize sunulduğu gibi değil. Ben buna "illüzyon ekonomisi" adını veriyorum. Bu kitap illüzyon ekonomisinin nasıl işlediğini ortaya koyuyor ve bir dönemin de...

Utanmaz Destek Yayınları

Utanmaz

Çaresiz kalınca herkes her şeyi yapabilir. Gelişmiş bilinçlerin, "hayır" demeyi neredeyse imkânsız hale getiren hormonların esiri olmayacağı yönündeki yaklaşım çoğu zaman tökezler. Çünkü insan doğa ve doğal yönelimleri karşısında çoğu zaman zayıftır. Herkes belli koşullar altında her şeyi yapabilir. Bazen hakikati bulmak için bir günahtan geçmek gerekebilir. Günahtan arınmak istemek ve aynı günahı tekrar etmeme kararlılığında olmak ise insanı kemale erdirecek tek yoldur. Bazen sizi yoldan çıkaran, kaza yapmanıza neden olan iyi niyetinizdir. Asfaltın ortasındaki kaplumbağaya çarpmamak için aracınız takla atsa bile masum bir kaplumbağaya sövmezsiniz. Peki ya siz takla atasınız diye yolun ortasına bilerek bırakılmış bir kaplumbağa için?... O zaman kime kızarsınız sahi? O engeli koyan kişi mid...

Kusur İmzadır Kusursuzluk Bir Yalan Destek Yayınları

Kusur İmzadır Kusursuzluk Bir Yalan

KUSURLARINA RAĞMEN BİRİNE ÂŞIK OLMAK YOKTUR. KUSURLARA ÂŞIK OLMAK VARDIR. Noksanlık, sakatlık, özür, bozukluk diye tarif edilir kusur sözlükte. Ancak buna karşılık kusursuzluğun anlaşılır, güçlü ve net bir tarifi yok. Kusursuzluk, bir kusurunun olmaması diye açıklanabiliyor en güçlü haliyle. Halbuki kusursuzluk söz konusuysa, mesele çoğunlukla algıyla ilgili... Ne demek mi istiyorum? Kusur vardır, gerçektir, güçlüdür ve nettir ama kusursuzluk yoktur diyorum. Size kusur diye dayatılan da aslında kusur değildir. Özgünlüklerinizin, sizi siz yapan parmak izlerinizin birer kusur olduğuna ikna edilmişsinizdir sadece. Güzel olan, kusursuz olan değildir, özgün olandır. Kusurlarını karakteristik bir güce dönüştürebilendir. Kusur olarak gördüğümüz şey her ne olursa olsun bunu yapıcı ve yaratıcı bir ...

Kod Adı Pegasus Destek Yayınları

Kod Adı Pegasus

1920 yılında Ankara’daki bir bağ evinde, Atatürk’ün de katıldığı gizli bir toplantı gerçekleşti. Bu toplantının etkileri, 2000’li yıllarda bile görülüyor olacaktı. 1939 yılına, Avusturya’nın haritada yeri bile belli olmayan küçük bir köyüne kadar uzanıyordu olaylar zinciri. Nazilere ait gizemli bir cihazın gömülü olduğu köyle birlikte Hitler’in anneannesinin mezarı da Nazi subayları tarafından tümüyle yok edilecekti. II. Dünya Savaşı’nın seyri Almanya aleyhinde değişince, o küçük köydeki gömülü cihaz dört Gestapo ajanı tarafından Tarsus’a kaçırılacaktı. 2012 yılında Tarsus’ta bir polisin öldürülmesiyle medyanın gündemine düşen "hazineci cinayeti" yıllar önce cereyan eden bu tarihi olaylara dayanıyor. Tarsus’taki gecekondu mahallesinde yer alan evlerden biri, büyük bir sırrı saklıyor aynı z...

Ve Kızın Adı Gece Destek Yayınları

Ve Kızın Adı Gece

Bir erkek için en güzel hediye Güzel, zeki ve cesur bir kadın tarafından sevilmektir. * * * Sadece ne olduğumuzla değil, neye dönüşebileceğimizle de ilgili derin sorgulamalarla dolu, lezzetli bir politik drama... VE KIZIN ADI GECE... Birey-toplum ilişkisi ve birey-birey ilişkisi merkezine oturan, çok yönlü, aynı zamanda çok boyutlu bir roman... Yaşamın akışından duyulan rahatsızlık ve huzursuzluk sarmalında karşı karşıya gelen iki adamın hikâyesi üzerine örülü akıcı bir kurgu... Tarık ve Doruk... Atipik bir kahraman olarak okurun karşısına çıkan Tarık, aynı zamanda romanın politik kimliğidir de. Doruk ise anlamsızlığa doğru koşar adım yaklaşan, yolunu şaşırmış, potansiyeline yabancılaşmış bir genç... Hızla yok oluşa sürüklenen Doruk’u yavaşlatan ve durup düşünmek için ona zaman kazandıran ...

Yaşam Terapisi Destek Yayınları

Yaşam Terapisi

Aradığını bulduğun yerdesin. O, diğerlerinde gördüğü iyiliğin, kötülüğün, güzelliğin, çirkinliğin, korkunun, sevginin, zenginliğin, fakirliğin bastırdığı bilincinin derinlerinden gelen kendi yansıması olduğunu anlamıştı. O, tüm yansımalarını sahiplenerek, kendisinin bu dünyada en iyi versiyonunu oluşturacağına dair söz vermişti. O, kendi bilincini dünyaya yansıttığını anlayıp, karanlık dünyasını aydınlatmayı seçmişti. O, giderek içinde daha da büyüyen yalnızlık hissinden ve dinmek bilmeyen sessiz çığlıklarından özgürleşmişti. O, bundan sonraki yaşamını, her şeyde Yaradan’ın aşkını hissederek, tutkuyla ve tereddüt etmeden istediği gibi yaşamaya adamıştı. O, kendisindeki kötülüğü, diğerindeki iyiliği kabul ederek içindeki savaşı durdurabileceğini anlamıştı. O, ışığına ve gölgesine sahip çıka...

Agafya Destek Yayınları

Agafya

1920’de dünya yeniden şekillenmeye başlamıştı. Rusya’da başlayan Ekim Devrimi sonrasında artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı. Anadolu’da Mustafa Kemal’in askerleri amansız bir kurtuluş savaşı vermekteydi. İngiliz yanlısı Beyaz Rus ordusu yetmiş bin askeri, savaş gemileri ve silahlarıyla Mustafa Kemal’e karşı kullanılmak üzere İstanbul’a konuşlandırılmıştı. Bu orduyla birlikte devrimden kaçıp işgal altındaki İstanbul’a sığınan Rus asilzadeleri, gelirken yanlarında sadece acılarını, hayal kırıklıklarını, hırslarını ve korkularını değil, köklü kültürlerini, asaletlerini, sanat zevklerini, incelikli estetiklerini de getirmişlerdi. Böylece İstanbul’un yaralı, yoksul ve gelişmemiş çehresinin rengi de, dokusu da biçim değiştirmeye başlamıştı. Devrimden kaçan Rus soylusu güzel bir kadının, iş...

Ücretsiz Okuma
Yalnız Hatta Yapayalnız Destek Yayınları

Yalnız Hatta Yapayalnız

Sevilmemişlerin ve çok üzülmüşlerin tedirginliği vardı onda. "Ah be Sait..." dedi Mina Urgan. "Kendini yalnızlığa mahkûm etmişsin sen. Sevdiğin kadınlar bile seni daha fazla yalnızlaştırmak için hayatındalar. Paylaşmak için değil, savaşmak için seviyorsun onları. Kendinden alamadığın intikamı, onlar alsın istiyorsun. Bu sevmek değil ki..." İçi de, dışı da yaralıydı Sait’in. Havanın değdiği her yeri zonk zonk atıyordu. Ayağa kalkmayacağını düşündü bir an. Fena halde başı dönüyordu. "Haklısın..." dedi. "Sevmekten anladığım şey bambaşka..." Yalnız hatta yapayalnız büyük hikâyeci Sait Faik Abasıyanık’ın sıkıyönetim mahkemeleriyle, sivil polislerle, ucuz Rum kızlarıyla, büyük aşklarla, derin yalnızlıklarla, meyhane masalarıyla, kıraathanelerle, arka sokaklarla, denizle, martılarla, balıkçılarla...

Şehrin Sancısı Destek Yayınları

Şehrin Sancısı

"İNSANLAR YALAN SÖYLEMEYİ SEVER. ÇÜNKÜ BEŞ PARA ETMEZ HAYATLARINDA DOĞRU DÜRÜST YAPABİLDİKLERİ TEK ŞEY BUDUR." Kendini dahi bulamayacak kadar kalabalık, kafasının içindeki seslere sağır kalacak kadar da gürültülüydü şehir. Çokça hayal kırıklığı, kavga ve tehlike doluydu. Çocukluğundan beri huysuz, uyumsuz ve yalnızdı. Ne sistemle barışabildi, ne geçmişi bağışladı, ne hayatın anlamsızlığına değer katabildi, ne de kendini sevebildi. Basit ve hayli sıradan bir insan olarak hayata devam edebilmek kolay değildi artık. Şehir sıradan olanı öğütüp kusuyordu dışarı. Pencerede bir çiçekle, mahalleden iki arkadaşla, maaşı düzgün bir işle, sıcacık bir çorbayla, ocağı tüten bir haneyle, sıradan ve görünmez olmak için daha fazla çabalamak gerekiyordu. Yanlış Giden Bir Şeyler Var, Coğrafya Kaderdir, Var ...

Toplam: 48