Akgün Akova

Akgün Akova

Adı ve soyadı ile uyaklı olsun diye, Akyazı’da doğdu. Çocukluk devrinde, ayı oynatıcısı olmak istedi. Tefin işkence aleti olarak kul­lanıldığını sonradan öğrendi. Haritalarda günlerce göçmen kuşla­rın gittiği yerleri aradı. Onlara yazdığı mektupları göndereceği ad­resleri bulamadı. Einstein’la Frankenstein’ın kardeş olmadıklarını anladıkları gün, çocukluk devri sona erdi. Einstein’ın “Düşlemek, bilgiden daha önemlidir.” dediğini kulaklarıyla duydu. Oysa Albert Einstein, bir ışının sırtına binip yeryüzünden çoktan gitmişti.

Akova, canı sıkılınca Gebze Lisesi’ni, Hacettepe Üniversitesi Kim­ya Mühendisliği Bölümü’nü ve İstanbul Üniversitesi İşletme İkti­sadı Enstitüsü’nü bitirdi. Diplomalarını duvara astı. İlk şiiri, 1984 yılında yayımlandı. Çok cinayet işledi, elini şiire buladı. Okuyup da etkilendiği tüm şairleri ve sevdiği dizeleri bir bir öldürdü. Ken­di oldu. Bir şiir okuduğu zaman kendine hep “Şair, bu şiirde ne demek istememektedir?” diye sordu. Bir çift kanadın, bir altın ma­deninden daha değerli olduğuna inandı hep.

Yapıtları birçok dile çevrildi, ama o kendine çevrilemedi. Dünya­nın kalp atışını duyma çabası olarak 1998’te elinde fotoğraf maki­nesiyle yollara düştü. Gezi yazarlığı ve editörlüğü, doğa fotoğrafçı­lığı, TRT ve Açık Radyo’da sunuculuk, metin yazarlığı ve program yapımcılığı yaptı. Üniversitelerde ve çeşitli kurumlarda yaratıcı sa­nat eğitimleri verdi. Fotoğraf sergileri açtı.

Akgün Akova’nın binlerce fotoğrafı ve yüzlerce gezi yazısı Natio­nal Geographic, Voyager, THY Skylife gibi dergilerde yayımlandı. Bugüne dek şiir, deneme, gezi ve fotoğraf alanlarında yirmi beş ki­tabı yayımlanan Akova’ya 1993 Truva ve 2003 Dionysos Şiir Ödül­leri verildi. Yıkık Bir Çocuk Bahçesi Gibiydi Yüzü adlı kitabı 1998 Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülü’nü kazandı. 2014 yılında Polonya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından “Bene Merito Şeref Nişanı”na layık görüldü.

Aslında böyle uzun bir özgeçmiş yazmak niyetinde değildi. Tek cümle yazıp geçseydi belki de daha iyi olacaktı: “Akgün Akova, bu dünyada elinden geleni yaptı.”

 

Yazarın Diğer Kitapları

İndirimli
Güzel Atlar Ülkesi

Güzel Atlar Ülkesi

Bu kitabın adına bakıp yanılmayın sakın! Bu bir Kapadokya kitabı değil! İçinde kabuğu kırılan kaplumbağalar, deliliğin saçları, Tahtakuşlar adında bir çete, hamama giden bir pelikan, ucu Çatalhöyük’e çıkan yer altı yolları ve "bir hançerin paslanırken çıkardığı gürültü" falan var. Kedinin biri, bir kuşun cenazesinin ardından yürüyor. Eline ne geçerse oyuncak yapıyor bir çocuk. Bir baba güvercin ayakları resmettiriyor oğluna. Üstelik Şiir ile Felsefe’nin düğün davetiyesi de sayfaların birinde sizi bekliyor. Akgün Akova’nın bilgi ve şiirin bütün olanaklarını kullanarak yazdığı bu ilk deneme kitabı yıllar sonra güncellenmiş haliyle yeniden okurlarıyla buluşuyor. Güzel Atlar Ülkesi edebiyatın dolambaçlarında kaybolmaktan korkmayanlar için...

12,00 TL20,00 TL
İndirimli
Yüzünden Yollar Çıkardım

Yüzünden Yollar Çıkardım

Her zaman bir çift kanadın bir altın madeninden daha değerliolduğunu söyleyen Akgün Akova, bu kez yollarda uçan şiirlerle çıkıyorkarşımıza. Işıklar söndüğünde gölgelerimizin bizi nerede beklediğini merakederek… Çiçekler arası koku nakli yaparak… İçine kara bulutlar girse dekalbinle kuş vurma diyerek… Bilinçaltımızın yırtılmış yerlerineyamayaparak…Bu kitapta bir gözyaşı damlası burnunu çekiyor. Dizelerini bir yastıktabirdenbire beliren okşanmış mavi gibi yazıyor şair. Düşleri için havaalanıyapıyor. Uçurumlara yem veriyor. Gözünün içinde ışığın bavulunu taşıyor.Yüzünden Yollar Çıkardım kimsenin yere düşmeyeceği, düşse de kaldırılacağı birdünyanın ancak öpücük öpücük üstüne konarak kurulacağını söylüyor bize; çünküşairi, aşk dolu bir bakışla dünya tarihinin değiştirilebileceğine inanmayadevam...

10,80 TL18,00 TL
İndirimli
Aşk ve Kuyruklu Yıldız

Aşk ve Kuyruklu Yıldız

Yaşamın çıkmaz sokaklarında yürürken, bir kuyrukluyıldıza çarpmaktır aşk. Söylendikçe bizim olan bir şarkıdır. Tene dağılan mıknatıstır, isteğin masalıdır. Uzun bacaklı bir yaban hayvanıdır aşk. En derin kuyumuza düşen kemandır. Dikey bir şiirdir bütün kuşları aynı anda havalandıran. Aşk, yasemin kokan bahçeleri ve ateşböceklerini bir arada anımsamaktır. Çocuk Kalmışlar Derneği’ne üyedir aşk. Kente kanadı kırık melekler yağdırır. Aşk, ilkyardım çantası olmak, dalgakıran olmaktır. Kırık camlara sevdiğinin adını yazmaktır iki kişinin bildiği bir dilde. Aşk sevenlerin yüzlerinde tahtlar devirir, saraylar yıkar. Bilgisayarları eritir, oyuncak mağazaları için soygun planları yapar. Aşk, Öpüşen Çiftleri Alkışlama Ekipleri kurdurur sevilenlere. O, uzun saçlı bir yıldızdır, yüreğin içinde taranır....

10,00 TL16,67 TL
İndirimli
Yıkık Bir Çocuk Bahçesi Gibiydi Yüzü

Yıkık Bir Çocuk Bahçesi Gibiydi Yüzü

– Dil Derneği Ömer Asım Aksoy Ödülü – Boşnak askeri Saffet, yirmi yaşında ölen kız kardeşinin mezarına bir demet Saraybosna kırmızısı gül bırakıyor. Belleği onu gerilere, çocukluğuna götürüyor. Evlerindeki çocuk odasında uyku zamanı geldiğinde, kardeşinin ona anlattığı masalları anımsıyor. Kırmızı güllerden çevreye müthiş bir masal kokusu yayılıyor. Dayanamayıp gülleri koklamak için eğiliyor Saffet. Birden, sabahki yağmur yüzünden kayganlaşan toprakta dengesini yitirip, yere yuvarlanıyor. Çamurun içinde sırtüstü yatarken, savaşın yırttığı gökyüzüne bakarak söyleniyor: "Bir asker gül koklamak için bile eğilmemeli." Ötelerde, mezarlığı gören yüksek bir yapının tepesindeki Sırp tetikçi, hedefinin bir anda ortadan yok olmasına sinirlenip ağzındaki sigarayı yere tükürüyor. Ve tüfeğin dürbününe ...

10,00 TL16,67 TL
İndirimli
Elimi Tut Yeter

Elimi Tut Yeter

Oğlum Fırat’ın beş yaşına varana kadar sorduğu sorular benim yaşamım boyunca karşılaştığım en zor sınavlar oldu. Biriyle bir kahvaltı sofrasında karşılaştım: "Yumurtalar neden uçmuyo’ baba?" Bir diğeri mutfak penceresinin önünden uçarak geçen kuşlar yüzünden soruldu: "Kargalar neden kara biliyo’ musun?" Başka bir Fırat sorusu, deniz kıyısında sulardan çıktı: "Damlalar birbirlerini nasıl tanıyo’lar baba?" En yutkunduruculardan biri, dalgaların salladığı Kadıköy-Eminönü vapurunda buldu beni: "Vapurlar batınca denizin canı acır mı, baba?" *** Halime gülüyorsunuz elbet, ama ben de şimdi sormam mı size: Bilin bakalım, bir çocuk sorularıyla babasını ne kadar uzağa götürebilir? Zor durumdaki bir baba yanıtları nerelerde arar? Bana düşen, tarihin, edebiyatın, şiirin, gerçeklerin ve düşlerin içine ...

8,89 TL14,81 TL
İndirimli
Baba Bana Bağırma

Baba Bana Bağırma

hiç kimse yanımda kal demiyorsa sana oltaya takılır gibi vardığın deniz kentleri bulutlarla evlenmiş dağ yolları ağızlara sıcak ekmek dağıtan şu güzelim sabah hiçbiri kal demiyorsa sana kırların kokusu, yol tutkusu, sonsuzluk duygusu aşka düştüğünde gözlerinde biriken deliler kal demiyorsa birdenbire bir kırlangıç çakan şimşeğin içinden geçerken kal demiyorsa senden hızlı küçülen gölgen kıvrılan merdivenlere benzeyen kediler ve yaban otları, ruhunun üzerinde biten gel benimle kal demiyorsa bir zamanlar sana deli divane olan kadınlar karasevda gibi demlenmiş çay kumdan kalelere konan martılar bunca zaman neredeydin neden geç geldin demektir bu sessizce anla

7,78 TL12,96 TL
İndirimli
Sevdiğim Kadın Adları Gibi

Sevdiğim Kadın Adları Gibi

İremdağılan bir ilkokulun zili gibi bak bana * seni kimse anlamıyorDuygu*Yaseminaşktı aralık kapılara anlattığın * çantanda bir sürü anahtar varLale* gemilerin yıldızları seyrediyorArzu* bir göktaşının tüyleri olsaydıEsin* bir ırmak seni çağırıyorAyşegül* bir çocuğun denize fırlattığı bembeyaz martıPelin* her şeye yeniden başlaLeyla* araya rüzgârlar girse deBurçak* rüzgârda açılan saçın güzelliğisinEbru* bütün o yollardan tek başına geçtimNaz* denize düşen yıldırım da sensinAlev* bu gece bu nehri korkmadan geçmen gerekEce* ekmekle suyun çalınmadığı yerde uyursunBurcu* örtüsü alev almış masanın üzerinde duran bir bardak suJülide*Zeynepneden açmayıp yaktın sevgilinin gönderdiği mektubu *Ayçaağlayınca Hindistan’a benziyorsun * dilimimi gagası kırık bir martıyla paylaştımEylül* hep başka birin...

7,78 TL12,96 TL
İndirimli
İçimden Geçen Yolda

İçimden Geçen Yolda

Bu kitabın yazılması bitmek üzereydi. İçinde yer alan yazılar, kitaba kendi adlarının verilmesi için sıkı bir kavgaya tutuştular. Babası Çalınan Bisikletçi diyordu ki, "Bu bir yol kitabı; benim adım yakışır!" Çağlayandan Düşen Sincap da diyordu ki, "Bu bir coğrafya kitabı; adı benim adım olmalı!" Kağa Delik söyleniyordu, "Bu kitap çok şiirsel, ben de bir şairi anlatıyorum. Adını benden alsın!" Gökkuşağının Ayakkabısı, hepsine tersleniyordu: "Bu rengârenk bir kitap, benim adımdan başkası yakışmaz!" Şemsiyemin Üstünde Uçan Martı ortaya atılarak dedi ki, "Biliyorsunuz, bu adam bu kitabı uçarak yazdı. Kitabın adını hak eden benim! Benim adım verilmeli!" Tam o sırada bir gürültü duyuldu ve Vecihi Hürkuş uçağıyla Apollo 11’in yanından hızla geçerek yazıların arasına daldı. Diğer ad adaylarının h...

11,11 TL18,52 TL