Kadınları Anlarmış Gibi Yapma Sanatı
Kadınları Anlarmış Gibi Yapma Sanatı
Kadınları Anlarmış Gibi Yapma Sanatı
Kadınları Anlarmış Gibi Yapma Sanatı
Kadınları Anlarmış Gibi Yapma Sanatı
Kadınları Anlarmış Gibi Yapma Sanatı
Kitap Önizlemesi

Kadınları Anlarmış Gibi Yapma Sanatı

0 Yorum Yorum Yaz
13,33 TL22,22 TL
Ebat:18,5 × 26 cm
Kategori:Edebiyat
Yayınevi:Karakarga

Diktatör Robert Mugabe, 37 yıl Zimbabve’yi tek başına yönetti. Girdiği her seçimi kazanıyordu, tabii hile yaparak. Sonunda, üstü örtülü bir askerî müdahale ile görevden alındığında 92 yaşındaydı. Defalarca evlenen, çok sayıda metresi olan bu "siyasi çapkının" kadınların hallerine dair ettiği laflar insanlığın hafızasına kazındı. Siyaseten yaptığı zorbalıklar, hileler gündemden düştü ancak kadınlar üzerine yaptığı tespitler hiç düşmedi. Kadınları değiştirmeye çalışan erkeklere şöyle sesleniyordu eski diktatör: "Tanrının kendilerine verdiği tırnakları beğenmeyip, takma tırnak edindiler. Tanrının verdiği göğüsleri beğenmeyip silikon taktırdılar. Tanrının anatomik yapılarına göre verdiği popoyu beğenmeyip, cerrahi müdahalelerle kendilerine yeni popolar yaptılar. Tanrının verdiği boyla yetinmedikleri için topuklu ayakkabılarla gezdiler. Tanrının verdiği göz rengini beğenmeyenler, lens takıp kendi seçtikleri renkle dünyaya baktılar. Diyeceğim o ki Tanrı bile kadınları memnun edememişken biz kim oluyoruz da onları memnun edebileceğimizi düşünüyoruz." Bir zorbanın doksan yaşının eşiğinde ettiği filozofça laflar, antik çağın düşünürü Sokrat’ı haklı çıkarıyor… Öğrencilerinden biri Sokrat’a "Üstad, sizce evlenmeli miyiz?" diye sormuş. Sokrat cevap vermiş: "Evlenin! Karınız iyi huylu çıkarsa mutlu olursunuz. Kötü huylu çıkarsa da filozof!" Robert Mugabe’yi metresleri mi filozof yaptı yoksa kendisinden 41 yaş küçük olan son karısı mı bilemiyorum. Kendi payıma onun sözlerinden çıkardığım dersleri hayatımda uyguluyorum. Kadınlarla tartışmıyorum, onları değiştirmeye çalışmıyorum, zorunlu olmadıkça onlarla göz teması bile kurmuyorum. Yani "alamayacağım yan toplara" çıkmıyorum. Siz de öyle yapın. Adam yaz sıcağında tarlasını çapalıyormuş. Kan ter içinde didinirken yanında gezinen küçük oğlu "Bubaaa! Tayyare geçiyor" diye bağırıp, işaret parmağı ile gökyüzünü göstermiş. Adam başını bile kaldırmadan bezgin bir sesle cevap vermiş: "Elleşme oğlum, geçsin!" Mesajı aldınız. Elleşmeyin!

  • Yorumlar

Bu ürün için sizden gelen yorumlar

Son 10 yorum gösterilmektedir

Yorum yazabilmek için lütfen üye girişi yapınız.

Bunlar da İlginizi Çekebilir

İndirimli
Bana İkimizi Anlat

Bana İkimizi Anlat

"Yaşanması mümkünken yaşanmayan her aşk gün gelir bizden bunun hesabını sorar." Adamlık, bir kadını bir ömür sevmekten geçer. Kadınlık da kendini bir ömür sevecek adamın değerini bilmektir. Kimin için yaratıldığını bilmiyorsun elbette ama bu hikâyenin başrolü sensin. Aşkı senin, acısı senin. Kimse içinde kopan fırtınaları anlamaz, anlamak zorunda da değil zaten. İnsanlar hep konuşur çünkü hayat senin, tasası onlarındır. Her şeye rağmen bilmediğim bir hikâyenin başrolünü oynuyorum. Sonu nereye gider belli değil, seveceğim kaç şarkı kaldı bilmiyorum. Herkes gibi, her şeyden habersiz yaşıyorum. Ne zaman karşıma çıkarsın, hangi şarkıda ilk dansımızı ederiz hiçbir fikrim yok. Ayrıntılara takılmaya gerek yok belki de... Hikâyeme katıldığın gün sarılır konuşuruz bunları.

15,00 TL25,00 TL
İndirimli
Filmlerle Geçtim Sokağınızdan

Filmlerle Geçtim Sokağınızdan

Nebil Özgentürk’ten Yeşilçam’ın unutulan "unutulmazları" için bir saygı duruşu Aliye Rona’dan Münir Özkul’a, Kemal Sunal’dan Erol Taş’a, Metin Akpınar’dan Arzu Okay’a Yeşilçam’ın unutulmaz isimleri daha önce hiç duymadığınız hikâyeleriyle bu kitapta bir araya geliyor. Onlar beyazperdenin kötü kadınları ve kötü adamları, iyilik timsalleri, saf ve temiz karakterleri ya da binbir fırıldak çevirenleri... Bugün hâlâ filmleriyle binlerce kişiyi televizyon karşısına çeken isimler özel hayatlarını Nebil Özgentürk’e açıyor ve okuru zamanda bir yolculuğa davet ediyor.

14,40 TL24,00 TL
İndirimli
Güzel Şeyler Zaman Alır

Güzel Şeyler Zaman Alır

Hayat, sevdiği insanı yaralarmış en çok... Sevdiğinin canını yakar, acıtır, kanatırmış... En çok kime güveniyorsa, onda bir yaranın izi kalırmış muhakkak. Unutma ki acı çok kıymetlidir bu yüzden. Ehlileştirir insanı... Uyandırır, büyütür, olgunlaştırır... İster ki hakkını verebilesin aldığın nefesin. İster ki koşsun artık şu ayakların. İster ki tuttuğunu koparsın o ellerin. İster ki insanca sevebilsin o kalbin... Haklısın... Bazen yolunda gitmez hiçbir şey. Bir yanın cehennem, diğer yanın uçurum görünür sana. Adım atmak cesaret, kalmaksa fedakârlık ister. Tam da uyanmak zamanıdır işte şimdi. Aç gözlerini. Hayat senden yanadır çünkü... Acıyla uyarmıştır seni, kendine koş, ulaş diye. Senden, yeni bir sen yaratmanın vaktidir. Hayat güvenmiştir hazır olduğuna. Bu yüzden yaralamıştır seni. İnan...

13,20 TL22,00 TL
İndirimli
Kanadalılaştıramadıklarımızdan Mısınız?

Kanadalılaştıramadıklarımızdan Mısınız?

Yeniden başlamak, tutunmaya çalışmak, eski olana vedaedebilmek, beklenmedik taraflarıyla geleceği kucaklamak, kaç yaşında olursakolalım ve nereden gelirsek gelelim çok zor. Ayşe Acar, bu kitapta, 40 yaşındansonra, bekar bir anne olarak, iki çocuk ve bir köpekle Kanada’ya yerleşmesürecinde yaşadığı zorlukları, düştüğü gülünç durumları kendine özgü esprilidiliyle anlatırken, konuyla ilgili en çok merak edilen "Okul nasıl bulunur?","İş nasıl kurulur?", "Eşyalar nasıl taşınır?" şeklindeki soruları dacevaplandırıyor. Bu yolculukta, zihinsel sınırların aşılmasına, insanın doğrubildiklerinin zamanla değişmesine, içindeki gücü yeniden keşfetmesine eğlencelibir şekilde tanık oluyoruz.

13,20 TL22,00 TL